Bayram Cigerli Blog

Bigger İnfo Center and Archive
  • Herşey Dahil Sadece 350 Tl'ye Web Site Sahibi Ol

    Hızlı ve kolay bir şekilde sende web site sahibi olmak istiyorsan tek yapman gereken sitenin aşağısında bulunan iletişim formu üzerinden gerekli bilgileri girmen. Hepsi bu kadar.

  • Web Siteye Reklam Ver

    Sende web sitemize reklam vermek veya ilan vermek istiyorsan. Tek yapman gereken sitenin en altında bulunan yere iletişim bilgilerini girmen yeterli olacaktır. Ekip arkadaşlarımız siziznle iletişime gececektir.

  • Web Sitemizin Yazarı Editörü OL

    Sende kalemine güveniyorsan web sitemizde bir şeyler paylaşmak yazmak istiyorsan siteinin en aşağısında bulunan iletişim formunu kullanarak bizimle iletişime gecebilirisni

VİTAMİN ÇEŞİTLERİ VİTAMİNLERİN ÖZELLİKLERİ


Üşütüp hastalanmamanın, daha sağlıklı ve dinç görünmenin en kestirme yolu, vücut ile dost olan vitaminleri almak.Besinlerin vitaminleri....Besinler ve değerleri....
vitamin
Vitamin sözcüğünü dilimizden hiç düşürmeyiz. Her yaşta vücudun vitamine ihtiyacı vardır. Vitaminler ise en iyi beslenme yolu ile alınabilir. Bunun yanında eczanelerden aldığımız vitaminlerin de hayatımızdaki yeri büyük. Alman hastanesi Biyokimya uzmanı Dr. Süreyya Şahinoğlu vitaminleri, hayatımızı devam ettirmek için gerekli olan küçük miktardaki maddeler olarak tanımlıyor. Şahinoğlu, “Vitaminler, hayvansal ve bitkisel kaynaklı besinlerde bulunan organik bileşiklerdir. Yaşamın idamesinde gerekli olan vitaminlere günlük gereksinim çok az miktardadır. Bazı vitaminlerin eksikliklerinde çeşitli hastalık semptomları ortaya çıkar. Birçok insan vitaminlerin gıdanın yerini alabileceğini düşünür ama bu doğru değildir.” diyor. Dr. Şahinoğlu’nun da belirttiği gibi vücut vitamin üretemez ve dışarıdan alınabilmesi için mutlaka meyve ve sebze tüketmek gerekir. Bunun için günlük olarak içinde yeterli vitamin barındıran besinlerin düzenli olarak alınması gerekiyor. Vücudun bir günlük vitamin ihtiyacını, dört porsiyon sebze ve meyve veya dört porsiyon hububat, yada iki porsiyon süt ve süt ürünleri alarak sağlayabileceğiniz gibi iki porsiyon et ve yumurta gibi protein içerikli yiyecekler günlük vitamin ihtiyacını karşılayabiliyor.
Yiyeceklerin içinde bulunan vitaminlerin içeriğinde değişiklikler görülebiliyor. İklim, toprak, ürünün ham ya da olgun oluşu, ürün toplama yöntemleri, taşıma ve depolama gibi çok sayıda faktör meyve ve sebzelerde vitamin kaybına yol açabiliyor.
Yaş ile vücut için gerekli vitamin miktarı arasında da bağlantı bulunuyor. Özellikle çocukların tüm vitaminleri eksiksiz alması gerekiyor. Otuzlu yaşlardan sonra ise özellikle kadınların kaybettiği kalsiyumu kazanması gerekiyor. Menopoz dönemleri ile birlikte artan kalsiyum kaybı, osteoporoz (kemik erimesi) hastalığına yol açıyor. Bu nedenle bu dönemlerdeki kadınların D vitamini alması gerekiyor. Bunun için süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi büyük önem taşıyor. Erkeklerin günlük demir ihtiyacı 10 mg, kadınların ise 15 mg. Bunun sebebi ise kadınların adet, gebelik ve emzirme dönemlerinde demire daha fazla ihtiyaç duyması ve demiri depolama kapasitelerinin erkeklere oranla daha düşük olması.
Yapılan araştırmalar her vitaminin insan vücudu üzerine farklı etkileri olduğunu gösteriyor. A vitamini göz ve cilt sağlığında; B vitamini sağlıklı büyüme ve sinir sisteminin gelişmesinde; C vitamini kemiklerin ve dişlerin gelişiminde; E vitamini ise sağlıklı adale gelişimi ve kan dolaşımı sistemi üzerinde etkili oluyor. Yüksek dozlarda kullanılan vitaminler osteoporoz, kalp hastalığı, kanser gibi pekçok hastalığın seyrinin yavaşlamasında etkili oluyor.
Her derde deva gibi görülen C vitamini insan hayatının bir numaralı koruyucusu. Yapılan araştırmalar C vitamininin, vücudun direncini arttırıp insanı kanser, körlük ve romatizmadan koruduğunu, kemikleri kuvvetlendirdiğini ortaya çıkardı. Yorgunluk hissinin kaynağı, genellikle bu vitaminin eksikliği olarak görülüyor.
C vitamini gençlik iksiri görevini de üstleniyor. Deri, kemik, kıkırdak, ve dişleri koruyan ‘kollajen’ adlı maddenin oluşumunu sağlıyor. Organların genç kalmasına yardımcı olarak daha sağlıklı ve dinç olmada etkili oluyor. Ayrıca kemik erimesini de önlüyor. Kalp ve kan dolaşımı hastalıklarından korunmak için de bol miktarda C vitamini tüketmek gerekiyor.
Vücut için vitaminler kadar önemli bir grup madde daha var ki, onlar da mineraller. Dr. Süreyya Şahinoğlu, “Mineraller olmadan vitaminler görev yapamaz. Mineraller kemik, diş, yumuşak doku, kas, kan, sinir hücrelerinin yapısında bulunurlar. Hormon üretimi, sinirlerden mesaj iletimi gibi bir çok biyolojik reaksiyonda, reaksiyonu hızlandırıcı rol oynarlar. Kalsiyum, iyot, demir, magnezyum, fosfor, potasyum, selenyum, sodyum, çinko en önemlileridir.” diyor.
· VİTAMİNLERİN ÖZELLİKLERİ
Vitamin adı
Erkeklerde günlük önerilen doz
Kadınlarda günlük önerilen doz
Kaynakları
Sağladığı yararlar
Eksikliğindeki bulgular.
Vitamin A
1000 mikrogram RE*
800 mikrogram RE
Karaciğer,patates, havuç, ıspanak, mango, süt, yumurta sarısı, mozzarella peyniri, kayısı
Sağlıklı hücre ve doku gelişimi göz sağlığı, enfeksiyonla savaş, diş ve kemik gelişimi
Gece körlüğü, enfeksiyonlara yatkınlık, kuru der ve tat alma duyusunda azalma, yorgunluk, gözyaşı kuruluğu, diş ve dişeti bozuklukları, büyüme geriliği
Vitamin C
50-60 mg
50-60 mg
Portakal,greyfurt,çilek, kivi, brokkoli, biber
Sindirim sisteminde demir emiliminin hızlanması, sağlıklı diş ve diş etleri, kemikler ve kasların dayanımı, yara iyileşmesi, enfeksiyonlar ile savaş, vücut hücrelerini koruyan kuvvetli antioksidan etkisi
Sağlıksız diş ve dişetleri,eklem rahatsızlıkları, yara ve kırıkların yavaş iyileşmesi, iştah kaybı, kaslarda güçsüzlük, cilt kanamaları, anemi, sindirim bozuklukları.
Vitamin D
5-10 mikrogram
5-10 mikrogram
Süt,yumurta, margarin, somon balığı, yulaf ezmesi
Kalsiyum ve fosforun sindirim sisteminden emilimini sağlar. Böbreklerden kalsiyum kaybını önler, sağlıklı sinir sistemi ve normal kalp fonksiyonlarının devamlılığında rol alır.
Kemik bozukluğu, diş bozuklukları, kemiklerin sertliğini yitirmesi, kas zayıflığı, yetersiz kalsiyum emilimi, böbreklerde fosfor retansiyonu.,
Vitamin E
10 mg
8 mg
Ayçiçeği,buğday, fıstık ezmesi,ton balığı, zeytinyağı, ıstakoz, badem
Kırmızı kan hücreleri de dahil olmak üzere tüm vücut hücrelerini koruyan kuvvetli antioksidan etkisi, doymamış yağ asitlerini oksijenin hasar verici etkisine karşı koruma
Kırmızı kan hücresi yıkımı, üreme sistemi bozukluğu, cinsel güç kaybı, kaslarda yağ depolanması, kalp ve diğer kaslarda bozulma,cilt kuruluğu.
Vitamin B1
1.2-1.5 mg
1-1.1 mg
Bira mayası, sakatat, tahıl, balık, fındık, kuru fasulye, ıspanak, karnabahar, avokado, yulaf ezmesi
Vücudun enerji üretimi için gerekli metabolik döngüde anahtar rolü, Karbonhidrat sindirimine yardımcılık ,sinir sistemi, kas ve kalbin normal fonksiyonu için gereklilik, iştahı düzenleme,büyüme ve kas dokusunu arttırma.
İştah kaybı, yorgunluk, felç, sinir sistemi duyarlılığı, kilo kaybı, ağrı, depresyon, sersemlik hali, kabızlık, sindirim sistemi problemleri.
Vitamin B6
1.4-2 mg
1.4-1.6 mg
Muz, somon balığı, tavuk, hindi, patates, sığır eti, kavun ıspanak
Aminoasit yapım ve yıkımı, hemoglobin üretimi, enfeksiyonlarla savaş, yağ ve karbonhidrat mekanizması, antikorların oluşumu, vücuttaki sıvı fazlasının uzaklaştırılması, sağlıklı cilt devamlılığı rolü.
Sinirlilik,cilt hastalıkları, Kas zayıflığı, anemi, ağız içi hastalıkları, kol ve bacaklarda kramplar, saç dökülmesi, yavaş öğrenme,vücutta su tutulması.
Vitamin B12
2 mikrogram
2 mikrogram
Yulaf ezmesi, sığır eti, ton balığı, tavuk, hindi, süt, yoğurt, mozzarella peyniri, balık
Folik asit ile birlikte kırmızı kan hücresi yapımı ve aneminin önlenmesi, sinirlerin normal gelişimi, sağlıklı sinir sistemi devamlılığı, kalsiyum emilimi yoluyla çocukların büyümesinin hızlandırılması
Anemi, iştahsızlık, çocuklarda büyüme gecikmesi, yorgunluk, sinirlilik, depresyon.
Folik Asit
150-20 mikrogram
150-180 mikrogram
Yulaf ezmesi, ıspanak, mercimek, kuşkonmaz, portakal, nohut, barbunya, ekmek, pirinç,makarna
Sağlıklı kırmızı kan hücresi yapımı, sağlıklı hücre yapımı(özellikle gebelik süresince ve sindirim sisteminde) rol oynar.
Sindirim sistemi hastalıkları, anemi, vitamin B12 eksikliği.

TRİKOMONAS NEDİR TRİKOMONAS TEDAVİSİ NASILDIR




TRİKOMONAS
Trikomonas Vaginalis adlı bir parazitin neden olduğu, erkeklerde uretrada, kadınlarda ise vajina ve servikste iltihaplanmaya sebep olabilen cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır.
Kadınlardaki vajinal akıntıların en önemli sebeplerinden biridir. Hastaların bir bölümünde beraberinde gonore veya nongonokoksik uretrit bulunmaktadır.
Bulaşma
Genellikle herhangi bir belirti göstermeyen erkek hastalar veya yine asemptomatik taşıyıcı kadınların cinsel ilişki esnasında cinsel eşine paraziti aktarması ile olur. Ancak bazen de umumi tuvaletlerden, kirli çamaşırlardan ve enfekte sex oyuncaklarından bulaşabilmektedir.
Belirtiler
Hastalığın belirtileri genellikle bulaşmadan 4-20 gün sonra ortaya çıkar.
Kadınlarda sarı-yeşil veya gri, kokulu-köpüklü akıntı oluşur. Bu akıntı bazen kanlı da olabilir. Vajen girişinde kaşıntı olabilir. Cinsel ilişki esnasında rahatsızlık ve ağrı oluşabilir. Sık sık idrara çıkma, cinsel bölgede şişlik görülebilir. Bazen de hiç belirti vermeyebilir.
Erkeklerde ise genellikle belirti vermez. Bazen de idrar yaparken güçlük ve ağrı, penisten gelen bir akıntı olabilir.
Komplikasyonları
Tedavi edilmeyen trikomonas enfeksiyonlarının HIV riskini arttırdığı düşünülmektedir. Hamile kadınlarda trikomonas enfeksiyonu erken doğum, düşük doğum kilolu bebek veya plasental enfeksiyon ve yırtılmalara sebep olabilmektedir. Erkeklerde ise prostatit veya sistite neden olabilmektedir.
Tanı
Kadınlarda vaginal, erkeklerde uretral akıntı örneği alınıp mikroskopik incelemede hareketli trikomonasların görülmesi ile konulur. Bazende vajinal smear de trikomonaslar bulunarak tanı konur.
Tedavi
Tedavide trikomonasa etkili olduğu bilinen antibakteriyel,antiprotozoal bir ajan kullanılır. Diğer antibiyotiklerin etkisi yoktur. Eşler birlikte tedavi edilmelidir.
Korunma
Cinsellikle bulaşan tüm hastalıklarda olduğu gibi tek eşlilik ve güvenli bir prezervatif kullanımı hastalıktan korunmayı sağlayacaktır.

Arwen in İstanbul ^^

Blog tanışıklığını-arkadaşlığını sanaldan gerçeğe taşımak için Temmuz ayının ilk haftası uzaklardan Arwen ile buluşmuştuk. Senelik izindi, dönüştü ve başka meselelerdi derken (bu konu için ayrı bir post yazacağım) üzgünüm ama bu buluşmanın yazısını kendimi biraz iyi hissettiğim şu günlerde yazabiliyorum ancak.


Temmuz ayının o sıcak ve bunaltıcı Cumartesi gününde blog camiasının yılmaz-yıkılmaz ekibi yine buluşmak için saat 2'de Sultanahmet Meydanında buluşmak için sözleşti. LaFea'm Arwen'i Asya Kıtasından alıp Avrupa Kıtasına vapurla getirecek ve böylece buluşma sağlanacaktı. Farkettiyseniz -tı eki kullandım çünkü planlarımız her zamanki gibi tutmadı. Canım dostum LaFea'm önce Arwen'i -biraz- beklettikten sonra beni Sultanahmet'te tam 2,5 saat bekletti.... Vaoo yooo seslerini duyar gibiyim... Çooook ama ççççoooookkkkk kızmıştım yeminle Arwen'e söz vermemiş olsaydım (Eeee camiada adımızı çıkardık özümüz-sözümüz bir diye ölmek var dönmek yok bizim kitabımızda) çoktan ilk yarım saatte oradan ayrılmıştım. Ki neredeyse gidiyordum...

Neyse onları beklerken Sultanahmet Camii'sinin önündeki çimenlere uzandım ve sağda solda güzel memleketimi -turistik ziyaret- için gelen insanların cesaretlerini hayranlıkla izledim. Tercümanlı gruplar ne kadar çoksa bireysel olarak dolaşanlarda bir o kadar fazlaydı. Hatta yabancı bir çift fotoğraflarını çekmemi bile istedi. Yüzümden ne kadar iyilik sever bir insan olduğun çok belli oluyor herhalde :P Neyse beklemekten sıkılıp mekanımız Seoul Restaurant'a geçip açlıktan kendi mehter marşını çalmakla meşgul olan mideme artık güzel bir ziyafet çekmenin zamanı olduğuna karar verdim. LaFea ve Arwen gelene dek ben çoktaan ramenimi mideme indirmiştim.

Arwen ve LaFea'da ramenlerini sipariş ettikten sonra güzel hoş bir sohbete daldık. Kurnaz LaFea beni en zayıf noktam olan çikolatadan vurmak istedi. Bana çikolata almış gelirken :D :D Eeee hakkım olan surat asma seasından sonra çikolatalara gizli gizli sevindim. :D Seoul'e gidenlerin yaşadıkları en büyük sıkıntı mutfaktan geldiğine %100 emin olduğumuz ağır bir baharat yada ona benzer bir kokunun mekana hakim olması. Bu koku eğer mekana 354536453 kez gitmediyseniz sizi oldukça rahatsız ediyor. Biz LaFea'mla ilk gittiğimizde az daha kapıdan dönüyorduk. Yani Arwen'de bu konuda sıkıntı yaşadı. Kapıdan girer girmez kokudan rahatsız oldu. Dolayısıyla önüne gelen missss rameni yiyemedi. Bakınız; (boş olan kase benim kasem bu arada :D ) 


Ehuehueheue cidden ilk kez gelenler çok zorlanıyorlar. Şaka bir yana eğer kendi ramenimi önceden yiyip tıka basa doymamış olsaydım kesin Arwen'in ramenini de yerdim. :D Bu arada bu kadar zamandır Seoul'e giderim ilk defa kalabalık bir turist grubuyla yemek yeme fırsatını buldum. Yan masamızda da iki adet Kore'li abimiz yemek yiyordu. Sarmış dört bir yanımızı Kore :D :D Zilyon tane fotoğraf çekmeyi çok isterdim ama fotoğraf makinamı unuttuğum için LaFea'mın makinasıyla idare ettim bende :)

Seoul'den çıktıktan sonra rotamızı her zaman yemek yemesek bile oraya gidip o güzel yüzünü görmeyi hiçbir zaman aksatmadığımız gördüğüm en ateşli Kore Sever Yeşim'i ziyaret ettik. Kendisi o gece Kore'ye gidecekti. Bizde en güzel dileklerimizde birazda kıskanarak ona veda ederek tatlı faslımız için Çiğdem Pastanesi'ne yollandık. Yine aynı sözü diyeceğim Çiğdem Pastanesi'ne bu kadar zamandır giderim mekanı hiç bu kadar boş görmemiştim. Koca mekanda sadece biz vardık.



Klasiğimiz tatlılarımızı afiyetle yerken arka arkaya fotoğraf çekmeyi ihmal etmedik. Birbirinden güzel fotoğraflar çektik. Aşağıda Arwen benim fotoğrafımı çekerken bende onun fotoğrafını çekiyordum. Sarı fotoğraftaki benim :D Eheuehueheue hani tombul parmaklı olan.... :)))))))))))))



Mekandan çıktıktan sonra yürüyerek Eminönü'ne indik. Yol üstündeki birbirinden güzel mağazalara göz atarak. Arwen'i ve LaFea'mı Eminönü İskelesinden beyaz mendilimi arkalarından sallayarak uğurladıktan sonra Yalnız Kovboy olarak Kasabama geri döndüm. Eheuehe.... Bu güzel güne dair LaFea'mın ve Arwen'imin yorumlarına da bir göz atabilirsiniz. ;)

Arwen'in Kaleminden TIK TIK
LaFea'mın Kaleminden TIK TIK

Özel Not: Arwen'im canım geç güncelleme için çok üzgünüm. Beni affetmen için bir dahaki gelişinde gamzeli yanaklarımdan kocaman bir makas alma hakkı veriyorum sana ;)

KUYRUKLU YILDIZ (COMET) İSİMLERİ YÖRÜNGELERİ


kuyruklu yıldız isimleri
Yunanca “komē” (saç) kelimesinden türeyen “komētēs” yani “saçlı yıldız”, gökyüzünün en görkemli cisimleridir. Gökyüzünde bir kuyrukluyıldızın (komet) görülmesi, bilim adamlarının olduğu kadar halkın da ilgisini çekmektedir. Astronomlar, uzay fizikçileri, jeologlar ve hatta biyologlar, bu canlı görünüşün içindeki çeşitli fiziksel özellikleri incelerler.

Kuyrukluyıldızlar toz ve buzdan oluşan küçük cisimlerdir. Bu yüzden “kirli kar topları” veya “buzlu çamur topları” olarak da tanımlanırlar. Çıplak gözle en fazla ayırt edilebilen kısımları kuyruklarıdır. Uzunlukları 10 milyon kilometrenin birkaç katı ile 1 A.B. arasındadır. Kuyrukluyıldızlar, Güneş Sistemi’nin kökeni ile ilk evrimini anlatmamıza yardımcı olmaları konusunda çok önemlidirler. Ayrıca Dünya’yı doğrudan doğruya etkileyebilirler. Örneğin kuyruklu yıldızların artıkları meteor yağmurlarının oluşmasına sebep olmaktadır. Zaman zaman büyük parçalar da Dünya yüzeyine düşebilir.

Kuyrukluyıldızın yörüngesi
Kuyrukluyıldızlar Güneş’e yaklaştıklarında parlaklıkları artar. Parlak bir kuyruklu yıldız yapısal bakımdan dört bölümde incelenebilir. Bunlar: “Kuyruk”, “Hidrojen Bulutu”, “Çekirdek” ve “Koma” olarak isimlendirilir.
Kuyrukluyıldızın yapısı
Kuyrukluyıldızın yapısı
KUYRUKLAR
Kuyrukluyıldızlar iki tür kuyruğa sahiptirler: “Toz kuyruk” ve iyonize olmuş “Gaz (plazma) kuyruk”. Bunlar arasındaki fiziksel fark, alınan tayflarından ortaya çıkmaktadır. Plazma kuyruğun tayfı salma (emisyon) çizgilerine sahipken, toz kuyruğun tayfı kuyruklu yıldızdan dışarı atılan tozdan yansıyan Güneş ışığının tayfından oluşur.
Toz kuyruk homojen yapıda olup uzunluğu 10 milyon kilometreyi aşar. Kuyruklu yıldızın en göze çarpan kısmıdır ve çıplak gözle görülebilir. İyon kuyruğu ise yüzlerce milyon kilometre uzunluğundadır, mavi renkte olup, dar ve düzdür.
Toz ve iyon kuyruklar, bir kuyruklu yıldızda, ayrı ayrı veya birlikte bulunabilirler.
HİDROJEN BULUTU
Yapılan gözlemler, kuyrukluyıldızların etrafında büyük hidrojen bulutları olduğunu göstermiştir.
KOMA
Çekirdek etrafında gaz ve tozdan oluşmuş bir zarftır. 100.000 – 1.000.000 km arasında bir büyüklüktedir. Bir kuyruklu yıldızın komasının gözlenebilmesi için yıldızın güneşe 3 A.B. mesafede olması gerekir.
ÇEKİRDEK
Kuyruklu yıldızın tek katı olan bölgesidir. Çekirdek kısmı kuyruklu yıldızın gaz ve toz kaynağıdır. Düzensiz bir şekilde olup çapı yaklaşık birkaç yüz metre ile 10 km arasındadır. Tahmin edilen kütlesi ise 1014 – 1019 gr arasındadır. Hemen hemen yarı yarıya buz ve tozdan oluşmuştur.
Halley Kuyruluyıldızı'nın çekirdeği
Halley Kuyruluyıldızı’nın çekirdeği
KUYRUKLUYILDIZLARIN KÖKENİ
Buradaki teori bu buzlu cisimlerin kökeni nedir sorusuna cevap verme amacı güdmektedir. Bu konu ile ilgili bilginin çoğu kuyruklu yıldız yörüngelerinin incelenmesinden elde edilmiştir. 600 den fazla kuyrukluyıldızın yörüngeleri hakkında ayrıntılı bilgiye sahibiz. Yaklaşık 100 kadar kuyrukluyıldızın peryotları, 200 yıldan az olup bunlar “kısa peryotlu kuyrukluyıldızlar” olarak sınıflandırılır. Bunlardan çoğunun yörüngeleri direktir ve Ekliptik’e göre eğimleri 30 derece veya daha azdır. Kısa peryotlu kuyrukluyıldızların çoğunun afeli (Güneş’e en uzak noktası), Jüpiter’in yörüngesine yakındır ve bugünkü yörüngelerinin, Jüpiter’ in kuyrukluyıldızlara çekimsel etkisi sonucunda oluştukları sanılıyor.
500 tane uzun peryotlu kuyrukluyıldız gezegenlerin çekiminden, nisbeten, etkilenmişlerdir ve bunların yörüngeleri, Dünyan’nın yörünge düzlemine (yani ekliptik düzleme) göre rastgele bulunmaktadır. Bundan başka, orijinal yörüngelerin (kuyrukluyıldız, iç Güneş Sistemi’ne girmeden önce takip ettiği yol) çok dikkatli incelenmesi, yörüngelerden hiç birinin hiperbolik olmadığını gösteriyor. Buna dayanarak söyleyebiliyoruz ki, yıldızlararası kuyrukluyıldız yoktur. Bu gerçekler, kuyrukluyıldızların, Güneş Sistemi’nin diğer elemanları gibi, bir çekim kuvveti ile Güneş’e bağlı olduklarını ve bu elemanların evrimi sırasında oluştuklarını kuvvetle göstermektedir.
1950 yılında Jan Oort, kuyrukluyıldız yörüngelerinin istatistiğini yorumlayarak kuyrukluyıldızların, Güneş etrafında 10.000 ile 100.000 A.B. arasında yarıçapı olan küresel bir bulut içinde bulundukları sonucunu elde etmiştir. (Karşılaştırmak amacı ile, güneş’e en yakın yıldız olan Alfa Centauri’nin uzaklığının yaklaşık 150.000 A.B olduğunu belirtelim.)
Kuyruklu yıldızların kökenini tayin etmek, kuyrukluyıldız araştırmalarında en aktif çalışma alanıdır. Bugün için kabul edilen görüş, bunların, yaklaşık olarak Güneş ve gezegenlerin oluştukları zamanda, Güneş Nebulası’ndan yoğunlaştıkları şeklindedir. Şüphesiz bununla ilgili birçok ayrıntı eksik bulunmaktadır, fakat kuyrukluyıldızlar, Güneş Sistemi’nin yaratılmasına sebep olan fiziksel süreçlerin doğal yan ürünleri olduğu anlaşılıyor. Bazı teoriler, kuyrukluyıldızların, Güneş Sistemi’nin evriminde daha fazla rolleri olduğunu ön görmektedirler. Örneğin, yersel gezegenlerin atmosferleri için önemli bir kaynak olabilirler ve bundan başka, Dünya’daki hayatın başlaması için gerekli olan orjinal organik molekülleri de sağlamış olabilirler.
ÖNEMLİ KUYRUKLUYILDIZLAR
Kuyrukluyıldızlar içinde önemli olanlara ya keşfedenin veya yörüngesini inceleyenin adı verilir. Örneğin Halley, Encke ve Brooks kuyrukluyıldızları böyledir. Nisbeten önemsiz kuyrukluyıldızların adlandırılması iki adımda olur: Önce keşfedildiği yıl ve bunun önüne, o yıl keşfedilen kaçıncı kuyrukluyıldız olduğunu belirten küçük bir harf yazılır. Örneğin, 1950c olarak adlandırılan bir kuyrukluyıldızın,1950 yılında keşfedilen 3. Kuyrukluyıldız olduğu anlaşılır. Kuyrukluyıldızın yörüngesi tayin edildikten sonra ise harfin yerini, perihelden (Güneş’e en yakın noktadan) geçiş sırasını gösteren bir Romen rakamı alır. Örneğin 1965V sembolü, bir kuyrukluyıldızın 1965 yılında keşfedildiği ve o yıl perihelden geçenler içinde 5. sırada bulunduğunu gösterir.
Kuyrukluyıldız McNaught (c/2006 P1)
Kuyrukluyıldız McNaught (c/2006 P1)
Kuyrukluyıldaz içinde en önemlisi, şüphesiz Halley Kuyrukluyıldızı’dır. Halley’e ait gözlemler, en azından, Çinlilerin kayıtları olan M.Ö. 240 yılına kadar dayanıyor ve 2000 yıldan fazla zamandan beri her perihel geçişte gözleniyor.
Edmond Halley’in zamanına kadar, kuyrukluyıldızların iç Güneş Sistemi’ne geçici olarak uğradıkları sanılıyordu; bunların, periyodik yörüngeler üzerinde hareket etmiş olabileceklerini kimse ciddi olarak düşünmemişti. Halley, Newton’un çekim kanununu ve gezegen yörüngelerini kullanarak bazı kuyrukluyıldızların yörüngelerini hesaplamıştır. Halley, 1531, 1607 ve 1682 yıllarında gözlenen yörüngelerin tamamen aynı olduğuna dikkat etti ve bunların muhtemelen aynı cisme ait olabileceklerini düşündü. Bu noktadan hareket eden Halley, aynı kuyrukluyıldızın 1758 – 1759 yılları arasında tekrar görüneceğini dair kehanette bulundu. Gerçekten kuyrukluyıldız, kehanette bulunulduğu gibi, tekrar görüldü ve Halley’in adı bu kuyrukluyıldıza verildi.
Halley kuyrukluyıldızının 76 yıllık bir dolanın periyodu bulunuyor. Perihel ve afel uzaklıkları sırası ile 0,59 A.B. ve 35 A.B. dir. Çekirdeğinin yarıçapı tahminen 2,5 km olan Halley kuyrukluyıldızı, kuyrukluyıldızlara ait birçok özelliği kendinde bulundurur.
Önemli başka bir kuyrukluyıldız, yörüngesinin heryerinde gözlenebilen Schwassmann-Wachmann (1925 II) kuyrukluyıldızıdır. Bu kuyrukluyıldızın dışmerkezliği sadece 0,14 olup yörüngesi, Jüpiter ile Satürn arasında bulunur. Oterma kuyrukluyıldızı da , 8 yıllık periyoduna rağmen, yörüngesinin her noktasında gözlenebilir; bunun sebebi yörüngesinin çembere yakın (dışmerkezliği az) olmasıdır.
Encke Kuyrukluyıldızı, periyodunun azalması ile ünlüdür. Keşfedildiğinden bu yana periyodu, gezegen çekim etkileri ile açıklanmayan bir miktar kadar azalarak 3,3 yıla kadar düşmüştür.
Encke Kuyrukluyıldızı
Encke Kuyrukluyıldızı
En çok dikkati çeken kuyruklu yıldızlardan biride 1882 kuyrukluyıldızıdır. Gün ışığında görülebilecek kadar parlak olan bu cisim, Güneş yüzeyinden 500.000 km uzaklıktan koronanın içinden geçmiştir.